|
Nasıl Aranır? |
İçindekiler |
Sonraki sayfa |
Önceki sayfa |
Sonraki İsabet |
Önceki İsabet |
Ara |
Ana Sayfa |
46 — HASTA YEMEKLERİ
Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, herşeyi sebeble yaratır. Birşeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebeb olan şeyi yapmak lâzımdır. Herşeyin yaratılmasında müşterek olan ma’nevî sebeb, sadaka vermek, yetmiş kerre (Estagfirullah min külli mâ kerihallah) düâsını okumakdır. Bu iki ma’nevî sebeb, maddî sebebleri bulmağa da yardım eder.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” (Allahü teâlâ, her hastalığın ilâcını yaratmışdır. Yalnız, ölüme çâre yokdur) ve (Hastalıkların başı, çok yimekdir. İlâcların başı, perhîzdir) ve (Hastalarınızı, sadaka vererek tedâvî ediniz!) buyurdu.
Hastalıkların ilâclarını bildiren kitâblara, (Kitâb-ül-edviye), (formüler farmasötik) ve (Acrabadin) denir.
İnsan hasta olmamağa dikkat etmelidir. Bunun için de, islâmiyyete uygun yaşamak lâzımdır. İslâmiyyete uymakda gevşek davranarak, hasta olan kimse, ilâc almalı, perhîz etmeli ve fakîrlere sadaka nezr etmeli ve sık sık sadaka vermelidir. Perhîz, ya’nî Regime [Rejim] yapmak câiz ve lâzım olduğunu, (Teyemmüm âyeti) göstermekdedir. (Su zarar verince, kullanmayın, teyemmüm edin!) meâlindeki âyet-i kerîme meşhûrdur. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, hazret-i Alî ile bir eve gitdi. Meyve getirdiler. Hazret-i Alînin gözleri ağrıyordu. Meyveden kendisi yidi. Hazret-i Alîye, (Sen yime! Göz ağrısına zarar verir) buyurdu. Pişmiş pazı ile arpa getirdiler. (Bundan yi! Gözüne fâide verir) buyurdu. Ödemi olanlara, (Su içmeyin! Suya perhîz ediniz!) buyururdu. İslâm âlimleri, tıb ve tedâvî üzerinde çok kitâb yazdı. Bunlardan Dâvüd-i Antâkînin, (Tezkiret-ü ülil-elbâb) kitâbı ve türkçe (Nusret efendi risâlesi) ve İbrâhîm Ezrakın, (Teshîl-ül-menâfi’) kitâbı ve Ebû Abdüllah Zehebînin, (Et-tıbbün Nebevî)si çok kıymetlidir. Son ikisi, 1396 [m. 1976] da, İstanbulda, (Hakîkat kitâbevi) tarafından ofset yolu ile basdırılmışdır. Perhîzi, hadîs-i şerîflerden ve tecribeli kimselerden ve tabîbden öğrenmelidir. İlâc kullanmak ve perhîz yapmak sünnetdir. [Vâcib ve farz olduğu yerler de vardır. 130 ve 688. ci sahîfelere bakınız!] Bunun için, perhîze de çok lüzûm gösteren hastalıklardan, otuzaltı hastalıkda nasıl perhîz edileceği ve bunlara karşı hangi ilâcları kullanacağı aşağıda bildirilmişdir. Ayrıca, uçuk, dudak ve el çatlaması, kaşıntı, arı sokması, yanık ve arpacık için kısa tedâvî yolları gösterilmişdir.
Aşağıdaki perhîzler, Fransada kullanılan, meşhûr Lemoine ve Gerardın, (Formulaire consultation medicales) adındaki fransızca kitâbından terceme edilmişdir.
1 — ALBÜMİNÜRİ:
İdrârda albümin bulunmasıdır. Böbrek iltihâbını gösterir. İdrâr bulanıkdır. Sancı ile çıkar. Kanlı olabilir. Ateşli hasta yalnız süt içmeli. İdrâr söken sıvılar içmelidir. Tuzsuz yemekler bile yimemelidir. Fazla su içmemelidir. Böbrekleri yorar. Ateş düşmeden, bacaklardaki şiş inmeden yimeğe başlamamalıdır. Bunlar kalmayınca, günde bir litre süt verilir. Sonra, muhallebi ve tuzsuz ekmeğe başlar. Dahâ sonra, patates haşlaması ve sütlâc verilir.
Böbrekden olmıyan albümin çıkaranlara perhîz lâzım değildir. Fekat, konserve, bahârat, biber, turşu, koyu kahve verilmemelidir.
Tansiyonu yüksek ise, tuzsuz perhîz yapmalı, su az içmelidir. Tuzsuz perhîz, yirmidokuzuncu sıradaki (ÖDEM) hastalığında bildirilmişdir. Her sebze serbestdir. Nekris [gut]da varsa, ekşi sebze ve meyve yimemelidir. Ba’zı hastaya, süt, şişkinlik yapıyor. Bunlara kaymağı alınmış süt vermelidir. Gayr-i müslimler kefîr veriyorlar. Bu olmazsa, sebze suyu verilir. Hafîf hastalara, et ve yumurta çok pişmiş olarak verilebilir. Hiçbir zemân çiğ süt vermemelidir. Haftada bir iki gün üzüm verilir. Sabâh, öğle, akşam birer kilo tâze üzüm yir. Başka birşey yimez. Böyle üzüm perhîzi, prostat ve karaciğer hastalarına da fâidelidir.
Böbrek hastalığı hafîfleyince çok taze kasab hayvanı ve kümes hayvanı etleri verilir. Yağlı et ve iç yağı verilebilir. Çünki, bunlarda kolesterin çok azdır. Lipoidlerin hazmını da kolaylaşdırırlar. Bunlar da kolesterini eritir. Kolesterin kumun hâsıl olmasını önler. Hamur işi ve sebze de verilir. Meyve de verilir. Az mikdârda fasulye, mercimek, bakla, nohud verilir.
YASAK OLANLAR — Et suyu, av hayvanları, akciğer, karaciğer, böbrek, beyin, paça, dalak, işkembe, her çeşid balık, et ve balık konserveleri, yağlı maddeler yasakdır. Yalnız tâze tereyağı ve bitki yağları verilebilir.
Lahna, kuzu kulağı, kuşkonmaz, domates, mantar yasakdır. Biber, kereviz, hıyâr, sarmısak gibi bahârlı şeyler yasakdır. Sirke yerine limon kullanmalıdır. Mayalı bütün peynirler yasakdır. Yumurta az yiyebilir. Koyu kahve ve koyu çay yasakdır. Çilek, ağaç çileği denilen âhu dudu yasakdır. Alkollü içkiler yasakdır. Böbrekleri zedeliyebilecek ilâclar, meselâ piramidon, antipirin vermemelidir.
FÂİDELİ GIDÂLAR — Sebze çorbaları, kızarmış et, haşlama et, çok taze balık, yağlı beyâz peynir, az mikdârda süt, meyveler verilir. Tuza izn verilir.
YEMEK CEDVELİ — Sabâh: Açık çay, kızarmış ekmek, tereyağı, bal, meyve reçeli. Öğle yemeği: Bir et parçası, iki tabak sebze, meyve. Akşam yemeği: Haftada üç gün sebze çorbası, bir tabak hamur işi veyâ sebze, meyve. Öğle ve akşam yemeklerinden sonra, bir fincan papatya çayı içmeli. Sigara içmemelidir.
İDRÂRDA ALBÜMİN ARAMAK — İdrâr, cam hunideki pamukdan süzülür. Deney tüpünün yarısına kadar, süzülmüş idrâr konur. Üzerine, beşde biri kadar, koyu tuzlu su konur. Çalkalanıp, yukarı kısmı, alevde ısıtılır.
A) Bulanmazsa, birşey yok demekdir. Birkaç damla asid koyup, yine ısıtmalı. Yine bulanmamalıdır.
B) Tuzlu su koyup ısıtınca, bulanırsa:
1 — Bir damla asid asetik (sirke rûhu) konur. Bulanıklık tekrâr erirse, yirmide bir sulu nitrat asidi (HNO3) damlatıp ısıtılır:
a) Tekrâr bulanırsa, aseto-solübl albümin var demekdir.